Asıl işveren-alt işveren ilişkisi

6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunundan sonra 4857 sayılı iş kanununun iş güvenliği ile ilgili hükümleri 30.12.2012 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, iş sağlığı ve güvenliği kanununda asıl işveren-alt işveren ilişkisi düzenlenmediğinden mevzuatta boşluk doğmuş, iş güvenliği ile ilgili asıl işveren-alt işveren ilişkisinden bahsedilemeyeceği ve asıl işverenin, alt işverenin iş güvenliği ile ilgili almadığı tedbirlerden sorumlu tutulamayacağı bir durum ortaya çıkmıştır. Bu yüzden, 6331 sayılı iş sağılığı ve güvenliği kanunu çıkmadan önce 4857 sayılı iş kanunundaki  iki paragraf halindeki aşağıdaki hükümler aynen 6331 sayılı kanuna da konulmalı ve iş güvenliği uzmanlarının sorumluluğuna ilişkin hüküm iki paragraf arasına eklenmelidir. “Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği çalışanlarını sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin çalışanlarına karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. İş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı ancak İSG Kâtip üzerinden sözleşme yaptıkları işverene karşı sorumludur. Asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulan iş yerlerinin iş güvenliği uzmanları arasında müteselsil sorumluluk yoktur. Asıl işverenin çalışanlarının alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o iş yerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.”

Mesleki Eğitim

Mesleki eğitim arzı yaygınlaştırılmalı ve kolaylaştırılmalıdır. Bunun için belirlenecek asgari şartları sağlayan işverenler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sanayi siteleri, kamu ve özel eğitim kurum ve kuruluşlarına mesleki eğitim verme ve sertifikalandırma yetkisi verilmelidir. Burada görev alacak devlet memuru statüsündeki teknik öğretmen ve eğiticilere ücret serbestliği tanınarak kısmi veya tam zamanlı ücretsiz izin verilmelidir.

  • İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Kurumlarına Mesleki Eğitim Yetkisi

Bakanlıktan yetkili İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Kurumlarına aynı zamanda Mesleki Eğitim verme ve sertifikalandırma yetkisi verilmelidir.

Sadece İşyerleri İçin Yangın Yönetmeliği İhtiyacı

Yangın konusunda iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yönetmeliklerde çok basit ve genel hükümler olup Binaların Yangından Korunması Yönetmeliğine atıf yapılmaktadır. İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik bu açığı kapatmaktan çok uzaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sadece işyerlerine ait bir yangın yönetmeliği çıkarılmalıdır.

 

Kaldırma Araçlarının Periyodik Kontrol Süreleri

Eski Tüzükte vinç, ceraskal, asansör, forklift vb. kaldırma araçlarının periyodik kontrolleri 3 ayda bir yapılması zorunlu idi. Yeni iş ekipmanları yönetmeliği ile bu süre 1 yıla çıkarıldı. İstanbul’da 10 çalışanın ölümü ile sonuçlanan iş kazasında da yaşadığımız gibi kaldırma araçlarının yoğun kullanıldığı ve limitlere riayet edilmediği inşaat gibi sektörlerde kaldırma araçlarının 1 yıllık kontrol süreleri çok uzundur. Bu süre eskiden olduğu gibi 3 aya indirilmelidir. Tedarikçilerin garanti süreleri arttırılmalıdır.

Yönetmeliklerdeki Muğlak İfadeler

iş güvenliği sektörü standartları

İş Güvenliği E-Bülten

Üyeliğiniz aktif edilmiştir.